Alacağın Tahsili ve İcrası

Alacağın Tahsili ve İcrası

Globalleşen dünya ekonomisi çerçevesinde, dünyanın her yeri ile yoğun ve dinamik maddi ilişkiler kurulmaktadır. Türkiye kökenli kurumlar(tüzel kisiler) ya da gerçek kişiler de bu dünya düzeni içerisinde kendini fazlasıyla hissettirmektedir. Her insan ilişkisinde olduğu gibi uluslararası ticarette veya tacir olmasaniz bile maddi bir ilişkiye girdiğiniz başka ülke vatandaşları ile farklı sorunlar yaşanması kaçınılmazdır. Bu yazının amacı, bu sorunun bir kısmı olan alacağın tahsili ve icrasi gibi konularda, dünyada Türkiye’den sonra en çok Türkiyeli‘nin yaşadığı aynı zamanda ticari ilişkilerimizin en yoğun olduğu ülkelerden biri olan Almanya’da ki kurumlar ve kişilerle yaşanan, bahsettiğimiz sorunların çözümü açısından yardımcı olmak.

Alacağın Tahsili ve İcrası

Alacağın tahsili konusunu incelerken, dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan birincisi, Almanya’da ki borçlunun kurum(tüzel kişi) ya da gerçek bir kişi mi olduğu, ikincisi ise alacağın tahsilinin Türkiye’de ki bir mahkemede karara bağlanıp bağlanmadığıdır.

ANLAŞMA YOLU İLE ALACAK TAHSİLİ

Burada biz, Türkiye’de ki müvekkilimizin vekaletini ve borçlu tarafla ilgili gerekli bilgileri(gelir, ikametgah, medeni durum, Türkiye vatandaşı olup olmadığı, eğer şirketse faaliyet gösterdiği alan) aldıktan sonra borçluya, borcu ödemesi için ihtarname çekeriz, bu ihtarname ile eğer borç vadeye bağlanmamışsa(ödeme tarihi net olarak belirlenmemişse) aynı zamanda borçlu temerrüte düşürülür. Bu ihtarnameye verilen cevaba göre borçlu ile borcun ödenmesi konusunda anlaşılmaya çalışılır. Borçlu bu ihtarnameyi umursamaz ve borcu ödemez ise icra yoluna başvurulur. Bu icra yolları, Türkiye’de mahkeme kararı ile borcun olduğu kabul edilmiş olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılır.

TÜRKİYE’DE ALINMIŞ BİR MAHKEME KARARI OLMADAN ALACAĞIN TAHSİLİ

  1. MAHNVERFAHREN: Bir şahıs veya kurum ile maddi bir ilişkiye girdiniz fakat alacağınızı Türkiye mahkemelerinde tahsil edemediniz ya da etmediniz. Bu durumda Almanya’da mahkeme aracılığıyla borçluya ödeme emri gönderilir. Bu tebliği aldıktan sonra, borçlunun 2 haftalık itiraz süresi vardir eğer itiraz süresinde itirazda bulunmazsa, Vollstreckungsbescheid(İcra emri) gönderilir. Buna karşı da 2 haftalık itiraz süresi vardır, süresi içinde itiraz etmezse borçluya karşı Pfändung(Haciz) işlemi yapılabilir.
  2. ALMANYA’DA ALACAK DAVASI İLE BORÇ TAKİBİ: Mahnverfahren ile sonuç alınamayacağı biliniyorsa, yani borçlunun tebliğlere itiraz edecegi kesin ise mahnverfahren ile vakit kaybetmeden, alacak davası açmak daha mantıklı olur. Alacak davasında Türkiye ve Almanya hukukları arasında bir farklılık bulunmamaktadır, süreç aynı şekilde işler ve aynı şekilde sonuca bağlanır.

TÜRKİYE’DE KARARA BAĞLANMIŞ BİR ALACAĞIN TAHSİLİ

Türkiye’deki bir mahkeme kararı ile alacağımız tespit edilmiş olsa bile, Almanya’da bu kararin bir bağlayıcılığı yoktur fakat Türkiye’de verilmiş olan bu karar, Almanya’da borcun takibi için güçlü bir delil olarak kullanılır. Yabancı bir ülke mahkemesinin vermiş olduğu kararın, Almanya’da geçerli olabilmesi için Almanya’daki yetkili ve görevli makemenin bu kararı tanıması gerekir. Almanya mahkemesinde Türkiye’de verilmiş olan maddi alacağa ilişkin kararın tanına bilmesi için Türkiye’de bu davanın kesinleşmiş olması gerekir aynı zamanda kararı veren mahkeme bağlı olduğu Adalet Komisyonundan Apostille şerhi almalıdır. Son olarak, yapılan tüm bu işlemler Türkçe’ye çevrilmelidir. Almanya mahkemesinde kararı tanıtmadan evvel borçlunun malvarlığını kaçırması gibi alacaklıyı zarara uğratacak hallerin engellemesi için ihtiyati haciz uygulanabilir. İhtiyati haczin uygulanması için Almanya hukukunda iki şart aranır. İlk şart, ihtiyati hacizi istemek için haklı bir sebep olması ikinci şart ise, yurtdışında alacağın olduğu ile ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması. İhtiyati hacizden sonra gerekli işlemler ile mahkeme kararı Almanya’da tanınır hale gelirse, ihtiyati haciz de icrai hacze çevirilir.

Rekabet Yasağı Anlaşması

Rekabet Yasağı Anlaşması

 

Acente, müvekkilin önemli ve özel bilgilerini bildiği için aralarındaki acentelik faaliyeti bittikten sonra da ilişkileri devam ederken acenteye bırakılmış bölge, müşteri çevresi ve acentenin müvekkile aracılık ettiği veya müvekkil adına yaptığı sözleşmeler gibi konularda acentenin, acentelik sözleşmesinden sonra da müvekkil ile belirli bir süre rekabet etmemesi için bu sözleşme yapılır. Sözleşme süresi iki yılı geçmemeli ve yazılı şekilde yapılmalıdır. Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren, altı ay geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur. Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir. Rekabet Yasağı anlaşmasında, Türkiye ve Almanya hukuku arasında fark bulunmamaktadır.

Denkleştirme İstemi(Portföy Hakkı)

Denkleştirme İstemi(Portföy Hakkı)

 

Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, acente ise sözleşme ilişkisi bittiği için kendi kazandırdığı müşterilerle yapılmış veya kısa süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla eğer sözleşme bitmemiş olsaydı elde edeceği ücret hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Denklestirme istemi(Portföy tazminati) konusunda  Türkiye ve Almanya hukuku arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır.

Acentelik Sözlesmesinin Sona Ermesi

Acentelik Sözleşmesinin Sona Ermesi

 

Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi halinde, sözleşme belirsiz süreli hale gelir. Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da onun yerine geçenlere verilir. Acente sözleşmesinin sona ermesinde, Türkiye ve Almanya hukunda herhangi bir farklılık yoktur.

Almanya ve Türkiye Hukukunda Acentecilik

Acentecilik Nedir?

Türkiye Ticaret Kanunu

MADDE 102– (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.

Almanya Ticaret Kanunu(HGB)

MADDE 84– (1) Bağımsız olarak, serbest meslek sahibi sıfatıyla, sürekli bir biçimde bir işletme sahibi hesabına sözleşmelerde aracılık eden veya bunları onun adına gerçekleştiren kişiye acente denmektedir.

Acentenin Yetkileri

Türkiye ve Almanya hukuk sistemlerinde acentenin yetkisi açısından herhangi bir fark bulunmamaktadır. Acenteler her iki ülkede de müvekkillerine sözleşmelerde aracilik yapmakta ya da direkt olarak müvekkilleri adına sözleşme yapmaktadir. Türkiye Ticaret Kanunu’nda acentecilik sözleşmesi bir şekle tabi degildir sadece bazi islemlerin şekil şartı olarak yazılı beyan veya tescil edilmesi istenmiştir. Almanya’da da acente sözleşmesi bir şekle baglı değildir fakat acente üçüncü şahsın ifasına kefil olacaksa bu kefalete ilişkin tahahhüd yazili olarak yapılmalıdır. Yetsizlikte ise her ilki ülkede de acente yetkisi olmadan veya yetkisini aşarak bir sözleşme yaparsa, müvekkil bunu öğrendikten sonra icazet verebilir ve sözleşme normal bir şekilde kurulmuş olur fakat icazet vermezse acente sözleşmeden kendi sorumlu olur.

Acentenin Borçları

Türkiye ve Almanya ticaret kanunlarında acentenin borçları açısından bir fark söz konusu değildir. Acente, müvekkili tarafından kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde müvekkilinin işlerini yapma, menfaatlerini korumalıdır. Üçüncü kişilerin kabule yetkili olduğu beyanlarını, bölgesindeki piyasa ve müşterilerin finansal durumunu, şartlarını, bunlarda meydana gelen değişiklikleri, müvekkili ile ilgili yapilan işlemler ve diger tüm konularda müvekkilini zamanında bilgilendirmek zorundadır. Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın taşınma sırasında hasara uğradığına dair belirtiler varsa, müvekkilinin taşıyıcıya karşı dava hakkını teminat altına almak üzere, hasarı belirlettirmek ve gereken diğer önlemleri almak, eşyayı mümkün olduğu kadar korumak veya tamamen telef olma tehlikesi varsa yetkili mahkemenin izniyle satmak ve durumu gecikmeden müvekkiline haber vermekle zorundadır eğer haber vermezse ihmali yüzünden doğan zararı tazmin eder. Satılmak üzere acenteye gönderilen mallar çabuk bozulacak cinsten ise veya değerini düşürecek değişikliklere uğrayacak nitelikteyse ve müvekkilden izin almak için zaman uygun degil ya da müvekkil cevap vermede geciktiyse yetkili mahkemenin izniyle eşyayı satması gerekmektedir. Acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumludur. Acente, müvekkiline ait olan parayı göndermek veya teslim etmek zorundaysa ve bunu yapmazsa, göndermesi gereken günü geçtikten itibaren faiz ödemek, gerekirse ayrıca tazminat vermek zorundadır. Sözleşme süresince acente, aksi yazılı olarak kararlaştırılmadıkça müvekkilin kendisini görevlendirdiği yer ya da bölge içinde müvekkili ile aynı ticaret dalında başka tacirlerin ad ve hesabına sözleşmeler düzenleyemez veya sözleşmelere aracılık edemez.

Acentenin Hakları ve Müvekkilin Borçları

Acentenin, en temel hakkı müvekkili adına yapmış olduğu veya müvekkiline aracılık ettiği sözleşmeler karsılığında müvekkilinden ücret almasıdır. Üçüncü kişi müvekkile karşı edimini ifa ettigi zaman acentenin de müvekkile karşı ücret hakkı doğmuş olur. Acente ücret ile ilgili her konuda gerekli olan belgeleri müvekkilinden isteme hakkina sahiptir eğer müvekkil gerekli belgeleri vermezse ya da acente belgeler ile ilgili güçlü nedenleri olan bir kuşkuya kapılırsa, belgeleri kendi inceler veya uzman bir kişiye inceletir. Müvekkil incelenmesine izin vermezse, yetkili mahkeme durumu en uygun şekilde karara bağlar. Acentenin hak kazandığı ücretin, hakkin doğduğu tarihten itibaren en geç üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi gerekir. Acente, yükümlülüklerini yerine getirmek için yaptığı giderlerden sadece olağanüstü olanlarının ücretini isteyebilir. Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde, gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta devam eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı temsil eden senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

Yıllık İzin Sürelerine İlişkin Ücret Hakkının Mirasçılara İntikali – Avrupa Adalet Divanı Kararı

Avrupa Adalet Divanı 12 Haziran 2014 tarihinde verdiği kararla, Alman mahkemelerinin,  iş ilişkisinin işçinin ölümü nedeniyle sona erdiği hallerde, izin ücreti hakkının mirasçılara intikal etmeyeceği şeklindeki içtihadını değiştirebilecektir. (AAD, 12. Haziran 2014, C-118/13) (EuGH vom 12.06.2014,  C-118/13 )

[Read more…]

Almanya’da Online Alışverişlerde Tüketici Hakları

-13 Haziran 2014’te yürürlüğe giren değişiklikler-

Almanya’da 13 Haziran 2014 tarihinde yürürlüğe giren  tüketicinin korunmasına ilişkin yeni hükümler AB’nin tüketici haklarına ilişkin 25 Ekim 2011 tarih ve 2011/83 sayılı yönergesinin iç hukuka uyarlanmasının bir sonucudur.  Yeni düzenlemeler özellikle de online satışlar açısından önemli birtakım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. [Read more…]

Girişimci Şirketlerinde (Mini Limited Şirketlerde) Müdürlerin Sorumluluğu

24.12.2013 tarihli  „Mini Limited Şirketler“ başlıklı yazımızda 1,00 EUR  ile dahi kurulabilen ve girişimci şirketi (Unternehmergesellschaft) olarak adlandırılan sermaye şirketlerinden bahsetmiştik. Girişimci şirketi ortaklarının ve müdürlerinin sorumluluğu da aynen olağan limited şirketlerde olduğu gibi şirket sermayesi ile sınırlıdır. Ayrıca bu şirketlerin ünvanlarında „sınırlı sorumluluk“ ifadesinin yer alması gerekmektedir. Almanya Federal Temyiz Mahkemesi ve Düsseldorf Eyalet Mahkemesi şirket ünvanında „sınırlı sorumluluk“ ifadesinin yer almaması halinde sınırlı sorumluluk esasının geçerli olup olmayacağı konusunda birbirinden farklı iki karar vermişlerdir.[1] [Read more…]

Haksız Rekabete İlişkin Köln İstinaf Mahkemesi Kararı

Kararın konusu bir Türk firmanın, Alman bir firmanın “De Beukelaer” markasıyla ve “Mikado” ürün adı altında 1982 yılından beri üretmekte olduğu ürünü, aynen imal edip,  Türkiye ve diğer başka ülkelerde farklı isim ve ambalajla piyasaya sürmesidir. Bu durum Türk firmanın 2010 yılında Almanya’da katıldığı  uluslararası bir fuarda ortaya çıkmıştır. Davacı Alman firma, ürünün haksız bir taklit olması nedeniyle Almanya’da üretiminin, satışının ve reklam ve tanıtım faaliyetlerinin durdurulmasını talep etmektedir.

[Read more…]

Almanya’da 13 Haziran 2014’te Yürürlüğe Girecek Olan Tüketicinin Korunmasına İlişkin Yeni Hükümler

Bilindiği üzere tüketicinin korunması ile ilgili olarak Türkiye’de  7.11. 2013 tarihinde yeni bir yasa kabul edilmiş ve 28.11.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır.  6502 sayılı yeni Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yayım tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girecektir. Yeni yasa, tüketici haklarına ilişkin Avrupa Birliği Yönergeleri örnek alınarak hazırlanmıştır.

Almanya’da farklı kanunlarda, özellikle de Alman Medeni Kanununda (Alm. Bürgerlichesgesetzbuch, BGB)  yer alan tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler de  13 Haziran 2014 tarihinden itibaren, AB’nin tüketici haklarına ilişkin 25 Ekim 2011 tarih ve 2011/83 sayılı yönergesinin iç hukuka uyarlanmasının bir sonucu olarak, değişecektir.  [Read more…]